->"Her Yıl O Hafta" istatistiği eklendi (23.10.2008)<-     ->"Rakipler ve Belalıları" İstatistiği eklendi (17.10.2008)<-     ->1. Ligde yaptığımız maçlar 100dönümlerine eklendi (26.02.2008)<-     ->Hava Durumu bölümü eklendi (31.01.2008)<-     ->"Seri Sonu" istatistikleri eklendi (30.12.2007)<-     ->Yılın Futbolcusu Anketine son yedi günde aldığı oy sayısı eklendi (08.12.2007)<-     ->Okumalık bölümü arama motoruna eklendi (07.12.2007)<-
 
 

 Röportajlar

19.02.2007-Kemal Aydın "Kara Kemal"

İşte "Kara Kemal"

Zaman hızla akıyor. Daha dün gibiydi. Tercüman gazetesinde genç bir mühabirdim. Kemal Aydın ise Futbol Federasyonu'nda Genel Koordinatör... Şefimiz rahmetli Arman Talay, tanışmam için beni Kemal Aydın'ın yanına yollamıştı. Aydın'ın çayını içmiş, desteğini görmüştüm. Aradan 23 yıl geçmiş... Kemal Aydın'ın yanına bir kez daha gittim. Sohbeti bu kez makamında değil, evinde yaptım. Tabii yine aynı sıcaklık içerisinde... Hayatını futbola adamış olan Aydın ile dünü ve bugünü konuştuk. Çok hoş bir sohbet oldu. Buyrun okuyun, beğeneceğinizden eminim.

- Efendim kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz?

73 yaşındayım. Ankara'da yaşıyorum. 1956-62 yılları arasında Gençlerbirliği'nde forma giydim. Ayrıca Türk sporunda hep üst düzey yöneticilik yaptım.

Döneminizin iyi futbolcularından biri olduğunuzu biliyorum. Peki, niye hiç milli olmadınız?

Bizim zamanımızda A milli takımının tamamı, üç büyüklerden seçilirdi. Çok istisnai olarak Anadolu takımlarından bir ya da iki isim alınırdı. Üstelik benim mevikiimde Çoşkun Özarı, Beton Mustafa, Kadri Aytaç gibi efsane isimler forma giyiyordu.

Futbol ile tahsili bir arada tamamlayan ender isimlerden birisiniz.

Bunu da Gençlerbirliği camiasına borçluyum. Şöyle ki, Abidinpaşa'dan, Gençlerbirliği'ne transfer olduğum zaman, ilk haftalarda beklenen performansı bir türlüü ortaya koyamıyordum. Çünkü yetişme tarzımdan dolayı çok çekingendim. Adımı söylediklerinde bile utanarak söylüyordum. Bir gün özel maç için Trabzon'a gittik. Karayolu ile dönerken Giresun yakınlarında ihtiyaç molası verdik. O dönemin müthiş futbolcularından biri olan Hadi Pozan bana, "Bak oğlum, çok yeteneklisin, ama futbol gelip geçici. Tahsilini sürdür, hayatını garantiye al" dedi. Bunun üzerine ben de Ankara İktisadi Ticari İlimler Akademisi'ne kaydımı yaptırdım. Başarı ile bitirdim. Bunun için Allah'ıma binlerce kez şükrediyorum. Gençlerbirliği işte böyle bir tahsil ve kültür yuvasıydı. Halen de böyledir.

Efendim, yiğit lakabı ile anılırmış. Size "Kara Kemal" diyorlar.

Benim oynadığım dönemde dört tane Kemal vardı. Birincisi, hepimizin tanıdığı Sarı Kemal... Çilli olduğu için Sarı Kemal derlerdi. Bir süre önce vefat etti. Allah rahmet eylesin.

Gerçekten, Kemal ağabeyin Türk futboluna hizmeti unutulmaz. Çok iyi bir insan, çok iyi bir hukukçuydu. Nur içinde yatsın.

İkincisi kaleci Kemal. Çok yavaş konuştuğu için, ona "Uyuşuk Kemal" denirdi. Üçüncüsü Kemal Daş. O da, "Daş Kemal" olarak bilinirdi. Bir de ben, Kara Kemal... Kara Yağız olduğum için bana bu lakap takıldı.

Gençlerbirliği'nin sembol isimlerinden biriydiniz.

Şunu özellikle belirtmek isterim ki, Gençlerbirliği çeşmesinden su içen herkesin, iyi, dürüst ve kalender bir tarafı vardır. Çünkü Gençlerbirliği, bir okuldur. Dürüstlük ve iyilik okuludur. Bak sana ilginç bir olay anlatayım. 1970 senesinde Gençlerbirliği, küme düşme tehlikesi yaşıyordu. Son maçı Samsunspor ile oynayacaktı. Eğer yenilirse düşecekti. Yenildi ve düştü. Ertesi günü Futbol Federasyonu'na gittim. Federasyon Başkanı Hasan Polat, herkesin bildiği gibi Gençlerbirliği'nin eski bir futbolcusu idi. Üstelik Federasyonun tüm yetkili kişileri, Gençlerbirliği'nde ya futbol oynamış ya da Gençlerbirliği sempatizanı idi.

Ve Gençlerbirliği, bu koşullarda küme düşüyor!

Evet. Bu doğrultuda Hasan Polat ile dertleştim. Hiçbir şeye tenezzül etmediğimizi ve etmeyeceğimizi belirttim. O da bana tarihi bir söz söyledi.

Ne söyledi, efendim?

Bak Kemal dedi. Her zaman dik dururuz, onurlu davranırız. Ahlak ve haysiyet konusunda en ufak taviz vermeyiz. Ama eve gidince ağlarız. Çünkü çocuğumuz ölmüştür. Yas tutarız. Bu yasımızı kimse göremez. Gençlerbirliği'li olmak, işte böyle yüce bir duygudur.

O zamanların futbol kültürü ve anlayışı çok güzelmiş!

Halim Çorbalı, Gençlerbirliği'nin efsane futbolcularından biriydi. Futbolu bıraktıktan sonra yıllarca Merkez Hakem Kurulu başkanlığı yaptı. Ama Gençlerbirliği maçları için hakem atanacağı zaman, toplantı sırasında "Ben tuvalete gideyim" derdi. Karışmazdı. Bir mesaj bile vermezdi. Böyle bir asalet, böyle bir dürüstlük, kaç kişide var acaba! Keza Futbol Federasyonu'nun hukuk kurulu, her zaman için Gençlerbirlikli isimlerden oluşmuştur. Ama dürüstlükten hiç biri en ufak bir taviz vermemiştir.

Spor adamının her konuda dikkatli olması gerekiyor.

Orhan Şeref Apak, kulüp başkanımızdı. Bize, "Siz Gençlerbirliği futbolcususunuz. Hareketlerinize dikkat etmelisiniz. Mesela eliniz cebinizde dolaşamazsınız, ağzınızda çiklet bulunduramazsınız. Çünkü pek çok kişi sizi görecek yanlış değerlendirecek. Topluma mal olmuş insanların, her zaman için duyarlı davranması gerekir" derdi.

Gençlerbirliği'ni durumunu nasıl görüyorsunuz?

İlhan Cavcav, çok büyük hizmetler yaptı. Bazı kişiler Cavcav'a kızıyor, ağır eleştirilerde bulunuyor. Ben Cavcav'ın adamı değilim ama şunu söylemek istiyorum. Kimse Cavcav'a haksızlık yapmasın. Camianın, kulübe ve Cavcav'a destek vermesi gerekiyor.

Yeri ve zamanı gelmişken ben de şunu belirtmek istiyorum. Önceki hafta Hüseyin Maloğlu ile yaptığım röportajın yazımı sırasında çok önemli bir yanlışlık meydana geldi. Maloğlu'nun, Cavcav için "Efendi adamdır" şeklindeki tanımlamasına ben, "Umarım aynı İlhan Cavcav'dan konuşuyoruzdur" şeklinde karşlılık vermiştim. Espri yapmak istemiştim. Ama gelen telefonlardan, yanlış anlaşaıldığımı fark ettim. Bu vesile ile, bu hatamı düzeltmek istiyorum. Saygısızlık yapmak, şahsıma yakışmaz. İzninizle de sağlık sorununuza gelmek istiyorum.

2 sene önce safrakesem, onikiparmak bağırsağım ve dalağım alındı. Ayrıca midemin de bir bölümü alındı. Allah'a şükür yaşıyoruz.

Tekrar geçmiş olsun, bacağınızda da bir rahatsızlık olduğunu biliyorum.

Şeker hastalığından dolayı vücudumda iltihap meydana geldi. Ameliyat oldum. Bacağımın ve vücudumun 7 değişik yerinden operasyon geçirdim. Numune Hastanesi'nde 6 ay yattım. 2 ay da Ayaş Rehabilitasyon Merkezi'nde kaldım. Bu yüzden sağ bacağımı iyi kullanamıyorum. Ama yine de dirençli çıktım. Bunu da futbolcu olmama borçluyum. Doktorlar söyledi, başka bir vücut, bu kadar ameliyata dayanamazmış.

Allah şifalar versin, sağlığımıza dikkat etmemiz gerekiyor. Bu konuda mutlaka önerileriniz vardır.

Olmaz mı! Herkese seslenmek istiyorum. Kendinize sorun yaratmayın. Çevrenizle iyi geçinin. Yapıcı ve uzlaşmacı olun. Hoşgörülü davranın. Her şey gelip geçici. Bugün varsınız, yarın yoksunuz. Bak ben, istasyonun son durağına geldim, tren gelse de gitsem diye bekliyorum.

Aman ağabey! Hepmiz için yaşanacak çok güzel günler var.

İnşallah. Dilerim şu dünyada kimse birbirini üzmesin, herkes dost kalsın. Zaman hızla geçiyor. Hayatta en büyük başarı, mutluluktur, dosttur ve yardımlaşmadır. Bir de şunu söyleyeceğim. Yaşam acımasız... İnsanların her zaman için yarınları düşünmesi ve tasarruf yapması gerekiyor. Yoksa sıkıntı kaçınılmaz hale geliyor.

Bakan Danışmanlığı, Futbol Federasyonu Genel Koordinatörlüğü gibi önemli görevlerde bulundunuz. Hatta bir dostum bana, "Türkiye'de spor yöneticiliğini bilen 5 kişi varsa, biri Kemal Aydın'dır" demişti.

Sağ olsunlar. Hiçbir zaman dış kapının mandalı olmadım. Hep ana, kilit pozisyonda görev yaptım. Hatta bir dönem Ankara Spor Akademisi Başkanlığı görevinde bulundum. Rahmetli gazeteci Erol Yaşar Türkalp de hayatımı kurtardı.

Erol ağabey nur içinde yatsın. Peki nasıl oldu bu hayat kurtarma?

80 ihtilali olmadan önce, anarşi diz boyuydu. Baba, oğlunu vuruyordu. Böyle bir ortamda Spor Akademisi başkanlığına atandım. Erol benim göreve başlayacağımı duyunca, "Yandın sen" dedi. Önce anlam veremedim. Anlattı. Hak verdim.

Sonra ne oldu?

Futbolculuğumla ilgili benden hemen bir fotoğraf istedi. O zamanlar Hürriyet gazetesinde çalışıyordu. Sonra da, 'Sporcu başkan, görev başında' diye yazdı. Benim herhangi bir siyasi yanımın olmadığını kaleme aldı. Bu şekilde görevimi çok rahat bir şekilde yaptım.

Türk sporunun en büyük sorunlarından biri, yönetici kadrosunun yetersizliği olsa gerek.

Haklısın... Yönetici kadrosu eğitilirse, Türk sporu çok daha çabuk aşama yapar. Yöneticilerin bilgili, kültürlü ve saygın olması gerekiyor. Tabii şu da var, bazı yöneticilerimiz küstürüldü. Kemal Zorlu, Oğuz Çarmıklı, Ayhan Bermek gibi çok sayıda ismin, her zaman Türk sporunun içinde olması gerekiyor. Spotun başında bulunan kişilerin kavga etmemesi lazım. Yönetici, sorun yaratıcı değil, sorun çözücüdür.
Camiadaki bireyler ve kurumlar arasında bir kopukluk olduğunu düşünüyorum.

Kesinlikle. Küslüğün, kavganın, intikamın, kime faydası olmuş. Bir araya gelirsek, daha güçlü, daha mutlu oluruz. Üstelik, şunun da bilinmesini özellikle istiyorum. Spor camiasında yardıma ihtiyacı bulunan çok sayıda insan var. Bu kişilere destek verilmesi şart.

Röportaj : Atilla Türker

Kaynak : Hürriyet Ankara Gazetesi

 Diğer Röportajlar

Tarihte Gençler

15 Kasım
1998: Antalyaspor 1-2
1987: Ankaragücü 1-1
1986: Sarıyer (D) 1-1
1964: İzmirspor (D) 1-1
* Skorlarda Gençlerbirliği evsahibi olarak gösterilmiştir.
Arama Yap
  Takım O Av. P
1 Gençlerbirliği 12 14 31
2 Boluspor 12 9 26
3 Denizlispor 12 9 25
4 Gazişehir Gaziantep FK 12 12 22
5 Ümraniyespor 11 4 20
6 Adana Demirspor 12 4 19
7 Hatayspor 12 2 18
8 Altınordu 12 5 17
9 Giresunspor 12 3 17
10 Osmanlıspor SK 12 3 16
11 Altay 12 5 15
12 Adanaspor 12 0 14
13 İstanbulspor 12 -4 13
14 Balıkesirspor 11 -4 13
15 Afyonspor 12 -3 11
16 Eskişehirspor 12 -16 11
17 Elazığspor 12 -10 10
18 Karabükspor 12 -33 1
* Takım adlarına tıklayarak takımların performans tablolarına ulaşabilirsiniz.