eskişehir maçını kaybettikten sonra çöküş! başlıklı bir yazı yazmış ve bugün sadece bir maç kaybetmedik diyerek, sonrasında yaşanacaklar konusunda 6 öngörüde bulunmuştum. bunlardan biri buzun yerine hazırda bekletilenlerden birinin geçeceği, diğeri de lig daha önemli diyerek kupada havlu atılacağıydı.
mesut bakkalın, normal kadrosuyla sahaya çıkan bursaspor karşısına, sivas maçının ilk 11inden sadece ahmet çalıkı kapsayan bir kadroyla çıkması, hepimize lig daha önemli mesajını vermeye yetmişti. bizler de mesajı almış ve farklı mağlubiyeti izlemek için televizyon karşısına rahat(!) bir şekilde kurulmuştuk. sonuçta alınacak yenilgi için, futbolcusundan, teknik ekibe, yönetimden, başkanına kadar herkesin güzel bir bahanesi vardı, o da ligin daha önemli oluşu!
maçın ilk yarısı beklediğimiz gibi oldu. takımın özellikle çıkarken yaptığı top kayıpları ve bireysel hatalar bursaspora 2 tane net gol pozisyon yarattı. buna karşılık uğurun direkten dönen serbest atışı hepimizi şaşırtmıştı. ikinci yarıda özellikle hlebin (skokoyu anımsatan) sakin, kontrollü oyunu ve takımı yönlendiren pasları bizleri heveslendirmeye başlamıştı ki, mervan - hleb - uğur - mervan paslaşması sonucunda hiçbirimizin hayal dahi etmediği bir gol kazandık. bundan sonra bursaspor oyuncu değişikleriyle bastırmaya başlayıp güzel bir gol atsa da asıl maça damgasını vuran, yeşil-beyazlıların sürekli dozunu arttıran, agresifliğiydi.
sahada gençlerbirliğine göre daha tecrübeli ve iyi bir kadrosu olan bursasporluların neredeyse her karardan sonra hakeme yaptıkları toplu itirazlar, tribünlere oynayan tiyatral tepkiler maçın havasını iyice gerdi ve sahada top oynanmaz bir vaziyete soktu. hlebin bu süre zarfında iki kere mervanı ceza alanı içinde buluşturması galibiyeti de getirebilirdi ama olmadı. buna karşılık sahadaki gerginlik ilk dakikadan itibaren sürekli etrafa bağırıp çağıran volkan şene kırmızı kart olarak döndü. ve maç hiçbirimizin beklemediği bir sonuçla, 1-1 beraberlikle sona erdi.
alkaralar, son çeyrek asırdır aralıksız olarak en üst ligde top koşturuyorlar. bu süre zarfında, 90larda 5-14, 2000lerin ilk 6 sezonu 3-10 ve 2007den günümüze kadar geçen sezonlarda ise 9-15. sıralarda ligi tamamladılar.
kırmızı-siyahlıların kazandığı sportif başarılarının tamamı (sadece 2007-08 sezonu hariç) ligde göreceli olarak en başarılı olduğu 2000lerin ilk 6 sezonuna ait. bu dönemde takım, türkiye kupasında 4 kez final oynadı ve bunlardan birini müzesine götürmeyi başardı. ayrıca yine aynı dönemde 3 kez uefa kupasında yer aldı.
kulüp tarihi boyunca ilk kez albenisinin oluştuğu bu dönemde, birçok futbolsever ve futbol küskünü gençlerbirlikli oldu. şu anda takımın taraftarı olan jenerasyonun büyük bir kısmının da bu dönemde, tribündeki yerini almaya başlamış olması da bunun bir kanıtı.
başarı çıtasının her sezon düşürüle düşürüle, artık dipte yer aldığı ve 2007den bugüne kadar tek hedefin kümede kalmak olduğu gençlerbirliğinin, kabuğunu kırıp tekrar albeni yaratması için tek çıkış yolu türkiye kupasında final oynamak ve akabinde avrupada yer alıp tribüne taze kan çekmektir. yoksa her sezon lig daha önemli kartını oynamak sadece günü kurtaracak ve orta uzun vadede yaşanacak olan düşüşü sadece bir sezon daha iteleyecektir o kadar.
bakalım 8 nisanda kulüp, kabuğunu kırmaya mı çalışacak yoksa hazır elde bekletilen lig daha önemli kartını mı kullanacak.
| 26 Ocak | |
| 2018: Konyaspor 2-1 | |
| 2015: Beşiktaş 0-2 | |
| 2013: Akhisar Belediyespor 1-0 | |
| 1986: Denizlispor (D) 0-2 | |
| 1985: Sarıyer (D) 1-1 | |
| * Skorlarda Gençlerbirliği evsahibi olarak gösterilmiştir. | |
| Arama Yap | |