Önceki Haber
Sonraki Haber
Djite'nin babası Fildişi Sahilleri, annesi Togo'lu. ABD'de doğan forvetin kendisi ise Avustralya vatandaşı.
GençlerbirliÄŸi'nde tüm gözler yeni transfer Bruce Djite'nin üzerinde. Djite, son dönemde Avustralya’nın Avrupa'ya açılan futbol pazarının BaÅŸkent'e gelen temsilcilerinden. Josip Skoko, Nick Carle ve Mile Starjevski'den sonra BeÅŸtepe'nin kapısından giren 4'üncü Avustralyalı. Babası FildiÅŸi Sahilleri'nden Dil Bilimci. Annesi ise Togo'lu. Kendisi ABD'de doÄŸmuÅŸ ancak Avustralya vatandaşı. Bu durumu gülerek, 'biraz karışık' diye niteliyor. 21 yaşında ülkesinden ayrılıp bambaÅŸka bir kültüre yelken açan 'Dünya vatandaşı' Djite, GençlerbirliÄŸi'ne geliÅŸini ve hedeflerini, özel röportajımızda şöyle anlattı.
Futbola ilgin nereden geliyor?
Babamın işi nedeniyle birçok ülkeyi gezdim. 6 yaşımdayken Fildişi Sahilleri'ne gittik. Burada kaldığımız 6 ay içinde futbol okuluna gittim. Doğrusu orada başka bir seçenek de yoktu. Çünkü, her şey futbol üzerine kuruluydu. Futbolla ilgili tekniklerin hepsini orada öğrendim.
-Genç yaştasın ama epey takım değiştirmişsin ?
Avustralya'ya gittikten sonra futbolu profesyonel anlamda düşünmeye başladım. Lienfield, Kurringai, Northern Spirit, New South Woles İnstitute Of Sports (Wswis) Marconi, American İnstitute Of Sport ve Adelaide Utd. takımlarında oynadım. Futbol kariyerim; kasaba, bölge, eyalet ve ulusal lig sıralamasıyla bugünlere geldi. Eric Cantona ve Nicola Anelka gibi olmayı hayal ettim.
-Gençlerbirliği'ne gelişinde, Avustralya'nın en pahalı oyuncusu olduğun yazıldı. Bu seni baskı altında tutacak mı ?
-Emerton’un, Blackbourn Rovers'e gidiÅŸinin ardından, Avustralya'da kulübüne en çok para ödenen ikinci oyuncu benim. Ancak bana ödenen ücret, diÄŸer oyunculara göre az bile. Kewel, Viduka milyon dolarlar kazanıyor. Bu açıdan bakıldığında bunun bende baskı oluÅŸturacağını düşünmüyorum. Buraya gelmeden önce, Michael Petkoviç, Starjevski ve Carle ile konuÅŸtum. Hepsi ülkeniz ve GençlerbirliÄŸi için iyi ÅŸeyler söyledi. BaÅŸlangıçta kafamda soru iÅŸaretleri vardı ama onlar bunların hepsini sildi.
-Transfer teklifi alınca neler hissetin. Bu Avrupa'ya ilk çıkışın mı oldu ?
-Teklif benim için rüya gibi bir şeydi. Avustralya'daki genç oyuncular bir şekilde kendisini Avrupa'ya atmak ister. Ben de burayı bir basamak olarak görüyorum. Büyük hedeflerim var. Önce, Almanya, İspanya ve Fransa Ligi'nden bir takıma ardından de en büyük idealim İngiltere Ligi'ne gitmeyi istiyorum. Tabi tüm bunlar burada göstereceğim performansa bağlı. 2006 yılında Almanya'da Werder Bremen takımında denemeye alındım. Ancak AB pasaportu taşımadığım için transfer konusunda bir gelişme olmadı ve ülkeme döndüm.
-Hala rüyada mısın?
Rüyadan uyandım. Artık ayaklarımın yere basması gerekiyor.
-Vatandaşın Nick Carle, büyük bir transfer olarak geldi ama fazla kalamadı. Teknik Direktörü ile arasında sorun olduğu söylendi. Onun yaşadıkları, senin üzerinde 'Ben de başaramazsam' gibi bir korkuya yol açıyor mu?
Carle'nin eşi burada istediği ortamı bulamadı. Onun mutsuzluğu ister istemez oyuncuyu da etkiledi. İngiltere'den teklif gelince de değerlendirmek istedi. Tek sorun teknik direktör değildi. Benim için ise durum farklı. Çünkü bekarım ve ailevi bir sıkıntım olmaz. Buradaki yabancı oyuncular; Periç, Traore, Kahe ve Addo benim ailem oldu. Eğer belli hedefleriniz varsa bu uğurda karşılaşacağınız zorlukları yenmeniz gerekiyor. Tüm bunları göze alarak, buraya geldim.
-Olimpik takımdan kendin mi ayrıldın yoksa teknik direktör seni düşünmedi mi ?
Geleceğim açısından burada bulanmamın daha iyi olacağını düşündüm ve hocamla konuşup izin aldım. Kendisi de kadroyu daha tecrübeli ve Avrupa'da oynayan isimlerden kurdu. Buna Avustralya basını ile futbol kamuoyu büyük tepki gösterdi. 'Elemelerdeki tüm maçlarda görev yapan Djite takımda olmalı' dediler. Ama dürüst olmak gerekirse, yaptığım konuşmanın ardından kadroya alınmadığımı kabul etmek gerek.
-Gençlerbirliği taraftarı nasıl bir Djite izleyecek. Golcü mü yoksa golü olgunlaştıran usta bir ayak mı ?
Avustralya'da uzun yıllar hep tek forvet olarak oynadım. Ama burada Kahe ile birlikte ikili forveti oluşturuyoruz. Elbette bir futbolcu alıştığı oyun tarzında görev yapmayı ister. Ancak buna karar verecek olan takımın teknik direktörüdür. Başlangıçta zorlandığımı söyleyebilirim. Devamlı çapraz koşular atıyor, savunmacılarla savaşıyor ve sürekli pres yapıyoruz. Bunlar için fizik ve kondisyon bakımından üst düzeyde olmanız gerekiyor. Her gün büyük bir gelişme gösterdiğimi söyleyebilirim.
-Özel maçlarda 4 gol attın. Taraftar mesajı almıştır ?
Önemli olan bu golleri ligde atmak. Çünkü ligdeki goller kariyerimi bir yere getirecek. Ben buraya tatile ya da partiye gelmedim. Bir an önce lig başlasa daha mutlu olacağım. Yetenek ve kabiliyetinize inanıyorsanız çok çalışarak, emeklerinizin karşılığını alırsınız. Ben elimden geldiğince takıma en büyük katkıyı sağlamaya çalışacağım.
-Türk futbolunu nasıl buldun. Sen mi defansları zorlayacaksın yoksa onlar mı seni ?
Türkiye'de futbol agresif ve hızlı oynanıyor. Avustralya’da daha rahat pas yapabiliyorsunuz. Burada buna çok fazla izin verilmiyor. Topu kazanmak için pres yapmanız, kazandığınız anda hızlı bir ÅŸekilde ayağınızdan çıkarmanız gerekiyor. BaÅŸlangıçta zorlandığımı kabul ediyorum. Ancak ÅŸimdi alıştım. İngiltere gibi bir idealiniz varsa çetin ÅŸartlara kendinizi hazırlamanız ÅŸart. Skoko ve Carle gibi isimlerin geliÅŸi Türk futbolunun Avustralya'da fark edilmesini saÄŸladı. Son olarak, Kewel Galatasaray'a transfer oldu, Guiza Fenerbahçe'ye geldi. Bu da Türkiye Ligi'nin ne kadar kaliteli olduÄŸunu gösteriyor.
Kaynak : Hürriyet Ankara
Önceki Haber
Sonraki Haber
| 27 Ocak |