Önceki Haber
Sonraki Haber
Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav, çarpıcı açıklamalarda bulundu, futbolcu olarak teklif aldığı Fenerbahçe'ye gitmeme nedenini açıkladı..
İlhan Cavcav'ın www.spordergim.com'a verdiği röportaj şöyle:
Cavcav ailesinden ve çocukluğunuzdan söz eder misiniz?
Kalabalık bir aileye mensubum. Babam rahmetli iki evlilik yapmış. Birinci hanımından 8, ikincisinden 9 olmak üzere 17 kardeÅŸiz. Mamak’ta otururduk. Ama ilkokulu Atatürk Orman ÇiftliÄŸi Okulu’nda bitirdim. Mama’ ta okul vardı ama daha iyi okul olduÄŸu için trenle okula gelirdim. Atatürk’ün manevi kızı Ülkü de o okulda idi.
1976’dan beri yönetici olarak futbolun içindesiniz. Kısaca geçmiÅŸe dönüp hayat hikayesini de özetleyecek ÅŸekilde nasıl bu iÅŸlere bulaÅŸtığınızı anlatabilir misiniz?
Ailede futbolcular vardı. Amcam Tayyar Galatasaray’da oynadı. KardeÅŸim de Hacettepe’de kaleciydi. Ben de 22 yaşıma kadar futbol oynadım Ankara Maskispor’da. Askerden dönünce bir yıl PTT’de forma giydim ve ertesi sene hem Fenerbahçe’den hem de Ankaragücü’nden teklif aldım. Çok iyi hatırlıyorum; o zaman Metin Oktay 4 bin liraya Galatasaray’a gelmiÅŸti. Bana da 4 bin lira teklif etmiÅŸti Fenerbahçe. Fakat hem Fenerbahçe hem de Ankaragücü profesyonel olmamı istiyordu. Halbuki ben profesyonel olmak istemiyordum. Babam pek sevmezdi futbolu.
Ayrıca babamın fabrikasında muhasebe ve alım işlerine bakıyordum. Amatör kalmamı bu iki kulüp de kabul etmeyince olmadı o iş. Ben de Bahçeli Gençlik diye bir kulübe imza attım. 150 lira da avans almıştım. İlk maç eski takımım PTT ile idi. Soyunma odasına gittim. Kadro açıklandı. Ne 11'de varım ne de 18 kişilik kadroda. Çok moralim bozuldu. Beni Fenerbahçe ve Ankaragücü istemiş, ben buraya gelmişim üstelik iyi durumdayım ama kadroda yokum.
Fenerbahçe ve Ankaragücü’nün teklifini reddetip Bahçeli Gençlik’e transfer oldunuz. Ama hayal kırıklığı yaÅŸadınız. Tepkiniz ne oldu?
Öğleden sonra doğru kulüp başkanının ofisine gittim. Durumu izah ettim. Başkan da hocan eski takımına karşı temayülün olur, zaafın olur diye düşündüğü için oynatmamış seni dedi. Peki dedim. Derhal bankaya gittim. Bana verdikleri 150 lirayı aldım döndüm başkanın ofisine parayı masanın üzerine koydum. Benim hakkımda böyle düşündüyseniz ben futbolu bırakıyorum alın paranızı dedim. Olmaz falan dediyse de kararlıydım. Hakkımda böyle düşünülmesi çok ağrıma gitmişti. Böylece futbol hayatım bitmiş oldu.
Peki futboldan sonra…
Ticarete daha çok yoÄŸunlaÅŸtım. Babamın un fabrikası vardı. 24 yaşında beni ayırdı ve bana bir maÄŸaza verdi. Orda zahire ticareti yaptım. BuÄŸday alıyorum satıyorum, un alıyorum. Genç olmama raÄŸmen para vermeden köylülerin buÄŸdaylarını toplayacak kadar güvenilir biri idim. Un aldığım bir fabrika iflas edince orda 1,5 milyon lira alacağım kaldı. Alacağıma karşılık fabrikayı kiraladım ve 7 sene o fabrikayı çalıştırdım. Sonra burayı aldım. (Konya yolu üzerinde Ankara Un) Ancak o zaman Ankara’da sanayi bölgesi yoktu.
İnÅŸaata baÅŸladım ama ruhsat muhsat yok. Bir zabıta müdürü 6 bin lira istedi her kat için. Kimse sana karışmaz dedi. Çok sevindim adama avans para da verip hemen ikinci kata çıktım. Sonra birileri geldi ruhsat sordular yok dedim. Zabıta müdürü de tatile çıkmış. Yıktılar inÅŸaatı çok üzüldüm. Bir deÄŸirmenci arkadaşım akıl verdi bana. “Belediye baÅŸkanının mali durumu iyi deÄŸil biliyorum. Bir zarfa koy 150 lira belediye baÅŸkanına götür ruhsat alırsın.” dedi. Ben de yaptım dediÄŸini. Belediye baÅŸkanı bana sert sert baktı. Sonra yumuÅŸadı. “Evlat dedi beni sana kim anlatmış ise yanlış anlatmış. Sen ÅŸimdi bu parayı cebine koy ben sana yardımcı olacağım.” dedi. Gerçekten de oldu. 8 ay içinde fabrika ruhsatına kavuÅŸtum.
Her şeye rağmen futboldan kopmayı başaramadınız. Hacettepe ile yöneticilik kariyerine adım attınız. Nasıl bir deneyimdi?
Bütün bu iÅŸler beni futboldan uzaklaÅŸtırdı ise de koparmadı. Maçlara falan giderdim tabi. 1976’da o zamanların meÅŸhur kulübü Hacettepe’de yönetici olmam için çok baskı yaptı arkadaÅŸlar. Epey direndim ama sonunda peki dedim. Gittim 4 ay vardı ligin bitmesine küme düştük. Ligin son maçı, beraberlik halinde Mardinspor da biz de düşüyoruz. Yenilirsek sadece biz alt lige gidiyoruz Mardin kalıyor. Maç berabere bitince Mardin’in baÅŸkanı maçtan sonra sahanın içinde silahla kovaladı. Tabi ben bundan sonra soÄŸudum yöneticilikten.
G.BİRLİĞİ’NE BAÅžKAN OLMAMDA DEMİREL’İN BÜYÜK EMEĞİ VAR
32. yılına giren Gençlerbirliği serüveniniz nasıl başladı?
1978’de Avni Bulduk ve Yahya Demirel (Süleyman Demirel’in yeÄŸeni) geldiler. GençlerbirliÄŸi’ne yönetici olmam için. Hayır dedim. Yine üstelediler. İçimden dedim Yahya nasıl olsa Süleyman Demirel’in yeÄŸeni beraber yürütürüz dedim. Ama ilk toplantıdan sonra Yahya Bey bir daha gelmedi toplantılara. O sene de GençlerbirliÄŸi küme düştü. İş de bana kaldı. Yönetici iken baÅŸkan buldum kendimi. O zaman Federasyon’dan bir arkadaşımla beraber dönemin Futbol Federasyonu BaÅŸkanı’na gittim. İbrahim İskeçeli idi. 2. Lig’e geri dönebilmenin bir yolu var mı diye. Federasyon BaÅŸkanı, çözerse bu iÅŸi bakan çözer dedi. Bakana gittik. Dinledi bizi bakan, İzmir’li idi ismi de Talat Asal. Bakan Federasyon BaÅŸkanı’na döndü, “Bir ÅŸartla olur. Karşıyaka’ yı da 2. Lig’e alacaksınız.”Federasyon BaÅŸkanı da peki deyince amatör ligden kurtulmuÅŸ olduk. 1980-81 sezonunda da ÅŸampiyon olup Birinci Lig’e çıktık.
Åžu an imrenilecek tesislere sahipsiniz. Bu noktada rahmetli Turgut Özal’ın adını sıkça vurguladınız. Bu süreci anlatır mısınız?
- Tabi çok zor zamanlardı. Deplasmanlara bazen yöneticilerin arabaları ile götürürdük takımı. BeÅŸ altı araba giderdik. Hiç unutmam; haftada bir kere takımın çift kale maç antrenmanı yapabileceÄŸi bir saha vardı Anıttepe... Oranın amirine her hafta bir çuval un verirdim. İzin versinler zorluk çıkarmasınlar bize diye. 84- 85’te küme düştük. Ertesi sene tekrar lige döndük. Bilahare biz tesis derdindeydik. Allah rahmet eylesin Turgut Özal’a gittik. Bize çok yardımcı oldu. Türk futboluna da çok hizmetleri olmuÅŸtur Allah rahmet eylesin nur içinde yatsın. Bize yer tahsis ettiler. Åžimdi tesislerin olduÄŸu yeri Beden Terbiyesi’ne verdi, onlar da bize cüzi bir meblaÄŸ karşılığı kiraladılar. Fakat tesis yapmayı ÅŸart koydular. TRT Genel Müdürü Tunca Toskay idi herhalde. Maç yayın hakları karşılığında 7,5 milyon aldı tüm takımlar. Ondan gelen para ile tesislere baÅŸladık. Temeli de rahmetli Özal atmıştı. Sonra ben dahil tüm yöneticiler maddi destek olarak o tesisleri yaptık. Kolay gelmedik yani bu günlere.
Geçen 32 yılda futbolla böylesine haşır neşir olmak sanayiciliği eksik bıraktı mı?
Elbette bıraktı. Şu kadarını söyleyeyim. Gazeteyi aldığımda ana sayfaya bir göz atar sonra spora geçerim. Ekonomi sayfalarına en son sıra gelir.
YUMRUKLU FOTOĞRAFIM ÇARPITILDI BEN SPORTMEN VE AHLAKLI BİRİYİM
Fenerbahçe Kulübü Aziz Yıldırım ve Ankaragücü taraftarıyla problem yaÅŸadınız… Yanlış anlaşıldığınızı düşünüyor musunuz?
Çok zor; çünkü sanayici iken ailene ve çalışanına karşı sorumlusun. Halbuki futbolda kulübe camiana hatta tüm camialara karşı sorumlusun. Bazen maksadını aÅŸan beyanların oluyor bu büyütülüyor. Mesela Aziz Yıldırım ile yaÅŸadığımız tartışma vardı. Orada bölücülük yapmayın derken verdiÄŸim örnek PKK idi. Yanlış anlaşıldı. Sonra çok üzüldüm. Kanaltürk’ te ‘deÄŸerli!’ bir gazeteci (Serhat Ulueren) arkadaşımız var. Beni bir programa davet etti. Bir baktım benim o meÅŸhur yumruÄŸu koydu. Halbuki ben defalarca açıkladım o yumruk Ankaragücü taraftarına deÄŸildi.
O gün Ankaragücü ile maçımız vardı. Ankragüçlü taraftarlar ‘Cavcav dışarı’ diye bağırıyordu. Ben ayaÄŸa kalktım ‘ben buradayım’ diye iÅŸaret ettim. O esnada ÅŸeref tribününden bazıları ‘otur yerine’ diye bana küfür ettiler. Ben de döndüm onlara yaptım o hareketi. Hala onu gündeme getiriyorlar. Åžimdi bu Kanaltürk’teki arkadaÅŸ benden defalarca özür diledi. Yalvar yakar programa çıkardı. Sonra bir baktım yine o meÅŸhur fotoÄŸrafı koymuÅŸ iÅŸte İlhan Cavcav diyor. O gün bu gündür kendimi affetmiyorum o çocuÄŸun programına nasıl çıktım diye.
Hiç pişmanlık duydunuz mu?
Ben ahlaksız bir adam deÄŸilim. Sportmenim ben. Sporun centilmenlik olduÄŸunu bilirim. Benim çocukluÄŸum Mamak’ta geçti. Orda bir boÅŸ alan vardı. Orda esrardan tut alkole kadar çok kötü bir çevre vardı. Ben gençliÄŸimde yanlış yollara sapmadıysam futbol sayesinde olmuÅŸtur.
Dönelim yeniden futbola… Menajerlerle aranız nasıl?
Kötü... Menajerler çok zarar veriyor. Herkes buna adapte olmuş. Ben futbolcu ile hoca ile konuşmak istiyorum. Mesela şimdi çalıştığımız antrenör ile uzatmak istedik sözleşmeyi. Menajerimle konuşun dedi. Yahu ben senden memnunum sen de benden memnun. Niye menajerinle konuşalım. 600 bin Euro veriyoruz. Şimdi bakalım ne isteyecek menajeri. Yahu menajere vereceğim 100 bini de sana vereyim senle konuşayım.
Anadolu takımlarından yöneticiler arayıp tavsiye istiyor mu sizden?
- İstiyor tabi istemez mi. Arıyorlar soruyorlar. Ben şuna inanırım. Meslektaşınızın durumu ne kadar iyi olursa sizin ki de o kadar iyi olur. Rakiplerinizin iyi olması sizi daha iyi olmaya zorlar. Ama ne yazık ki futbolun içinden gelmeyen ve futbolu değil şöhreti seven insanlar çok futbolun içinde şimdi.
Var mı mesela hani Türkiye’de futbolcu yatağı dediÄŸiniz yerler. Hani telefon geldiÄŸinde futbolcu var diye daha bir ümitli olduÄŸunuz bölgeler var mı?
Var. Trabzon öyledir. Bir de İnegöl Bursa bölgesi ve elbette İstanbul Bir de Afrika var.
Afrika ile ilişkiler eskisi gibi devam ediyor mu? Sanki azalttınız biraz?
Åžimdi ben oralara ilk defa benim sayemde menajer olmuÅŸ bir çocukla gitmiÅŸtim. Kona’yı seyrettiÄŸimde baÅŸka bir çocuÄŸu önermiÅŸlerdi bana. Ben yok dedim bunu istiyorum. Yahu o iyi deÄŸil diyorlar. Yok yok diyorum ben onu istiyorum. Öyle bir ortam ki Kona geliyor arabanın içinde soyunuyor sahaya çıkıyor. Mosheu da öyle. Onu İngiltere’den istiyorlardı ama 20 kez milli olma ÅŸartı varmış. O 12 kez milli olmuÅŸ. Bekliyorlardı. 200 bin dolar verdim, biz de öyle kural yok dedim. Aldım geldim. Kasıp kavurdular ligi hatırlarsın.
En son ne zaman futbolcu izlediniz?
Üç sene oldu. Bu rahatsızlıklar yüzünden izleyemedim.
Takımın baÅŸarı grafiÄŸine de hemen yansımış galiba…
Evet öyle oldu.
1 yıllık mı mevcut hoca ile sözleşmeniz?
Evet mecburen bir yıllık yapıyoruz. Sonra olmayıp yollar ayrılınca kurallar gereği sözleşmesi kaç yıl ise o rakamı ödemek zorundasınız.
KENDİMİ YORGUN HİSSETMİYORUM
Dönelim GençlerbirliÄŸi’ne. Isaac’i Trabzon’a; Troisi’yi de Kayserispor’a bedelsiz kaptırdınız. Yorgunluk alametleri mi bunlar baÅŸkanım?
- Aslında deÄŸil. Åžimdi her iÅŸi kendin yapamıyorsun. Futbolda da bizim kulüplerimizin en büyük sıkıntısı hukuku kuralları iyi bilen yetiÅŸmiÅŸ eleman yokluÄŸu. Isaac’i ben gittim kendim beÄŸendim Hollanda’dan. 17 yaşında idi. Türkiye getirme ÅŸansımız yok. Babası yok, annesine pasaport çıkardık. 6 ay çalıştırdık burada annesini ve çocuÄŸa oturma müsadesi aldım.
Annesinin imzası bile yok düşün. Parmak mührü bastırdık. Fakat Federasyon dedi ki bu olmaz. Mukaveleyi çocuk 18 yaşına girince yapacaksınız. Biz 18 yaşına girmesine 15 gün kala özel mukavele yaptık. Fakat orada bir hata oldu. O da gitti Trabzon’la mukavele imzaladı.
Troisi de çok iyi bir oyuncu. Geçen sene Adana’da Kayserispor’la oynadığımız maçta da çok iyi oynayıp 3 gol atmıştı. Orda beÄŸenmiÅŸler zaten çocuÄŸu. Onun da mukavelesinde arkadaÅŸlar basit bir hata yapmış. Resmi mukavele imzalanana kadar ikili mukavele yapılmış ve denmiÅŸ ki ‘EÄŸer biz günü gelince resmi mukavele yapmazsak 300 bin Euro vereceÄŸiz.’ ‘Resmi mukavele yapılınca bu mukavele iptal olur’ diye not düşmemiÅŸiz. O arada baÅŸka yere imza atarsa da 1 milyon dolar verecek. Tabi Kayserispor’un ‘deÄŸerli!’ bir menajeri var. O olaya müdahil oluyor. Bir bakıyoruz Kayserispor’un çalıştığı bankadan hesabımıza 1 milyon para gönderilmiÅŸ. İtiraz ettik hopladık zıpladık. Halen de dava sürüyor ama 6 ay geçti sonuç çıkmadı. Tabi bakıyorum Isaac yaramadı Trabzon’a; Troisi de Kayseri’ye yaramıyor.
Kadroda 7 gurbetçi var. Bilinçli bir tercih mi bu?
Evet Avrupa’da bizim bir ekibimiz var. Oradaki gurbetçileri tarıyorlar. Åžimdi 3 genç daha gelecek. Aykut’tan çok memnunum mesela. 150 bin lira bana maliyeti. Ömründe sol bek oynamamış. Hoca orada oynattı, orada bile sırıtmadı çocuk. Tabi hatalar da oluyor. Sezai diye bir çocuk var. Çok ümitli idik ama olmadı. Momba var mesela; çok iyi bir futbolcu ama hoca ‘asla düşünmüyorum’ diyor. Ben biliyorum çok iyi futbolcu. Ama yapacak bir ÅŸey yok. Bir de bu Afrikalılar çok duygusal oluyorlar. Bir iki maç oynatma hemen kopuyorlar. Åžimdi ben istiyorum bu Momba kalsın ama hoca istemiyor.
Bu sık hoca değişikliğinin bir nedeni de bu kendinize güveniniz olabilir mi başkan?
Yani görüyorsunuz, birikiminiz var futbolu biliyorsunuz ama sizin doğrularınızla hocanınkiler farklı.
Tabi olabilir. Görüyorum hatayı, futbolcuyu tanıyorum. Yalnız bir ÅŸey söyleyeyim. Almanlar daha çok laf dinliyorlar Türk teknik adamlardan. Gerçi buna da Momba’yı oynatamadık. 600 bin Euro verdim adama. - Böyle oyuncular için bir ara rezerv lig talebiniz vardı. Sonuç alamadınız mı? - Herkesi ikna ettim bir tek Galatasaray ile Fenerbahçe’yi ikna edemedim. Halbuki belki en çok onların ihtiyacı var buna. Kadrolar geniÅŸ, dünya kadar para veriyorsun. Adam oynasın ki gör bir yandan. Ama anlatamadık bir türlü.
Kaynak : www.ajansspor.com
Önceki Haber
Sonraki Haber
| 26 Ocak |