Önceki Haber
Sonraki Haber
Bu yazın büyük transferlerinden biri Alexis Sanchez olacak. Onu piyasaya sunan Udinese, yıldız yetiştirip satma işinde Avrupa'nın bir numarası.
Barça, Sanchez için 38 milyon euro bonservis ödeyecekti. Derken, 22 yaşındaki Şilili hücumcunun kulübü Udinese, Manchester City'nin onu almaya “daha yakın” olduğunu açıkladı. Fiyat yükseliyor anlaşılan.
Udinese Kulübü, Sanchez'i 16 yaşındayken yaklaşık 2 milyon euroya 'bağlamıştı'. Şili kırsalında keşfettikleri bu tıfılı fiziken gelişmesi için Colo Colo'ya, memleketi dışında bir yerde oynama tecrübesi edinmesi için de bir yıl sonra River Plate'e kiraladılar. 2008'de Udinese forması giydirdiler. Sanchez, iki yılda ışıldadı ve satış için ön vitrine kondu.
Udinese'nin işi bu: Bul-oynat-devret. 25 yıl önce kulübü ağır borç yüküyle devralan işadamı Gianpaolo Pozzo'nun başkanlığındaki yönetim, bu bul-sat sistemini oturtmuş. İtalya'nın kuzey sapasındaki 100 bin nüfuslu küçük Udine kentinin, seyirci ortalaması en iyi zamanında 15 bini aşmayan futbol kulübünün ancak böyle bir stratejiyle ayakta kalabileceğini düşünmüşler.
İlk iyi 'iş'leri, 1998'de Alman oyuncu Oliver Bierhoff'u parlatıp Milan'a satmak olmuş. Ertesi yıl, Sanchez'e kadarki en büyük satışlarını yapmışlar: Brezilyalı Marcio Amoroso için Parma'dan 28 milyon euro almışlar. Bedelsiz iktisap ettikleri Şilili David Pizarro'yu 2005'te Inter'e satarken 12 milyon euro kazanmışlar. Sübyanken aldıkları Ganalı Muntari'nin, Jankulovski'nin, Iaquinta'nın, Quagliarella'nın satışlarından da küçük çaplı servetler edinmişler. Sanchez'den sonra Gökhan İnler ve Sloven kaleci Handanoviç vitrine konmayı bekliyorlar.
Keşfi tesadüfe bırakmayan bir ağ örmüşler. Yılda 4 bin maçın kaydedildiği, 14 bin oyuncuyla ilgili datanın biriktirildiği bir arşivleri var. Yirmi 'scout' (kâşif-gözlemci) istihdam ediyorlar. Beşi İtalya'da. Beşi Avrupa'yı dolanıp bilhassa 21 yaş altı turnuvaları tarıyor. Birinin iştigal sahası Brezilya, birinin Şili-Peru-Kolombiya hattı, birinin Arjantin-Uruguay-Paraguay havzası. Biri Afrika'ya bakıyor. Beş usta scout da özel tetkikler için 'ikinci göz' olmak üzere hazır bekliyor. Udinese'nin esas yıldızları, işte bu scout'lar. 'Bir genç yetenek Man. Utd. falan tarafından güya keşfedildiğinde, biz onu çoktan fark etmiş oluruz' diye övünüyorlar.
Kulübün 100 civarında sözleşmeli futbolcusu var. 68'i, Paraguay'dan Norveç'e muhtelif takımlarda kiralık. Birisi İstanbul Belediyesi'nin garajındaydı: Türkiye'nin 21 yaşaltı milli takımlarında 16 maç oynamış olan İsviçre doğumlu Ergün Berisha. Udinese'nin ana ambarı ise İspanya 2. ligindeki CF Granada. 2008'de çoğunluk hissesini aldıkları bu kulüpte 19 oyuncularını pişiriyorlar.
Transfer sezonunun açılması, Udinese için hasat mevsiminin başlaması demek. Her yaz tek kalemde bütçeyi doğrultacak bir 'ürün' çıkarmaya çalışıyorlar. Beri yandan her yaz ellerindeki portföyü ince ince değerlendiriyor, A takım için en uygun seçkiyi oluşturuyorlar.
Gerçi Siyah-Beyazlı taraftarlar Sanchez için duygusal 'Gitme' şarkıları söylemişler ama Udinese'de pek seyirci baskısının olmaması da kulübü bu 'işlemlerinde' rahatlatıyor. Zaten Udinese taraftarlarının lakabı: 'Fideli' (sadıklar). Bu 'pazarlamacı' kulübe sadakatleri, 'Fideli'nin İtalyan futbol âleminde fıkra kahramanına dönüşmesine yol açmış. Taraftarların tesellisi, bu bul-oynat-devret döngüsünün kısır bir döngü olmaması, scout'ların her sene yeni güzel oyuncaklar bulup getirmesi. Ve tabii sportif başarı perspektifinin ihmal edilmemesi. Her şeyden önce, zamanında 3. lige kadar düşen ve ömrünü asansörde tüketen Udinese, 1995'ten beri Serie A'da kalıcı oldu. Altı sezon dışında ilk sekizden geri düşmediler, sadece iki sene küme düşme tehlikesi yaşadılar. Dört sezonda ilk beşe girdiler. Yedi defa UEFA'ya katıldılar, bir defa Şampiyonlar Ligi'ne. Bu sene de Şampiyonlar Ligi ön eleme turundalar.
'Udine taciri'nin hikâyesi birilerini hatırlatıyor mu? 'Gençlerbirliği' mi diyeceksiniz? Benzetilebilirdi… 2007'den beri ilk sekizden uzak, diplerde çile dolduruyor olmasa… Transfer çarkıfeleği bir Pektemek'e karşılık otuz defa boşa dönmese… Sahiden bir 'sistem' olsa… Galiba en büyük benzerlik, 'Fideli'lerinki…
Kaynak : www.radikal.com.tr
Önceki Haber
Sonraki Haber
| 27 Ocak |