Önceki Haber
Sonraki Haber
20 yaş altı demek, post-ergenliğin başlangıcı demek. Post-ergenlik: ergenliğin geride kaldığı ama dertlerinin hâlâ alttan alta sürdüğü, özerkleşilmiş ama tam özerkleşilememiş bir dönem, yetişkinliğe geçişin emekleme dönemi. 20 yaş altı şampiyonası, bu karmaşık ruh halini futbol piyasasının büyüleyici ve gergin dünyasında yaşayan gençlerin yaz kampıdır. 1979’da Maradona, 1983’te Bebeto, 1987’de Şuker, Prosinecki, 1991’de Figo, 1997’de Riquelme, Trezeguet, 1999’da Casillas, 2001’de Saviola, Adriano, 2005’te Messi, 2007’de Agüero, tıfıl halleriyle bu şampiyonada tanınmışlardı.
20 yaş altı, 14 yaş altından başlayan genç takımlar kategorisinin en üst basamağı. Genç takım futbol öğretmenliğindeki yeni anlayışta, takım uyumunu talim ettirirken, aynı zamanda her bireysel yetenek cevherini ayrı ayrı işleme gereğine vurgu yapılıyor. 2009’da 17 yaş altı dünya şampiyonluğunu kazanan İsviçre, antrenör eğitimine özel önem veriyor. O takımın hocası Dany Ryser, “Eskiden altyapılarda sadece yetenekli oyuncu avlamaya bakardık, şimdi antrenör seçimini ve eğitimini ayrı bir dikkatle yapıyoruz” diyor.
Bu şampiyonayı en fazla kazanan iki takım olan Arjantin (6 kez) ve Brezilya (5 kez) Türkiye’ye gelemediler. İki büyüğün elendiği Güney Amerika 20 yaş altı şampiyonluğunu kazanan Kolombiya’nın hocası Carlos Restrepo, ilginç bir adam. Geçen ay verdiği bir demeçte “Biz de Brezilya gibi sarı mavi giyiyoruz, Brezilyaca oynayacağız” demiş. “İki futbol delisi ülke karşı karşıya gelecek” dediği Türkiye maçını iple çekiyor (25 Haziran, Rize). Başarılarının sırrıyla ilgili soruyu gayet net cevaplamış Restrepo: “Sırrımız, mental antrenörümüz ve spor psikoloğumuz Rafael Sabarain’dir”. Başarı baskısının gerdiği, gelecek hayallerinin sarhoş ettiği, bu arada menajerlerin kafasını karıştırdığı genç oyuncularla tek tek ilgilenen bir psikoloğu, kendisinden bile önemli sayan bir antrenör! Bu yaşlardaki oyuncuları zihnen ‘fit’ tutmanın ‘hadi koçum’culukla olmadığını, özel bilgi ve itina gerektirdiğini biliyor adam.
Bu şampiyonanın, Türkiye futbol tarihinin en yüksek rütbeli organizasyonu olduğu söyleniyor. Dönem, Taksim Gezi Parkı direnişiyle şehirli post-ergenlerin (18-29 yaştır, teknik olarak) enerjilerini, zekâlarını, onurlarını ortaya koydukları ve çok eziyete uğratıldıkları bir dönem. ‘Otorite’nin, 20 yaş altına hiç iyi davranmadığı bir dönem. FIFA, Taksim olaylarından kaynaklanan bir güvenlik sorunu görmediğini açıkladı. Asayiş tedbiri hiç eksik olmayacaktır, eminim. Peki, memleketi sarsan genç ruhun etkisi, bir korner bayrağını dalgalandıracak kadar olsun, sızmayacak mı bu genç takım turnuvasına? Maçları izleyecek olursak, biz olan biteni ve o ruhu aklımızda tutalım bari.
Gençlerbirlikliler, 20 yaş altı milli takıma en fazla oyuncu veren kulüp olmakla övünüyorlar: Artun Akçakın, Ahmet Yılmaz Çalık, İlkay Durmuş. Kara-Kızıl taraftar grubundan 26 yaşındaki Murat Özdemir de bu mütevazı övüncü taşıyanlardan biri. Bilmem Murat şu futbol kıtlığında futbolseverin nefsini köreltecek bu şampiyonayı izler mi? Sağ gözü hâlâ çabucak yoruluyor çünkü. Murat sol gözünü Taksim Gezi protestoları sırasında bir gaz bombası yüzünden kaybetti. İnsanların kafası hizasında atılan gaz bombalarıyla gözünü kaybeden on kişiden biri de o. Üzerinde çubuklu Gençlerbirliği forması, uzaklaşmaya çalıştığı gaz salvoları kesildi mi diye durup geriye baktığı sırada, bir kapsül gözüne isabet etti. Yüzde bilmem kaç da olsa görme ümidi için gözünün nurunu kurtarmaya çalışıyorlar, üçüncü ameliyatı bekliyor. Genç topçulardan jest isteğinde bulunup başlarına bela açmayayım, ben kendi kendime, üç Gençlerli’nin her güzel hareketini peşinen Murat’a ithaf ediyorum.
Tanıl Bora / Radikal
19 Haziran 2013
Kaynak : www.radikal.com.tr
Önceki Haber
Sonraki Haber
| 26 Ocak |