Önceki Haber
Sonraki Haber
Tanıl Bora, Mehmet Çakır ve Erkan Özbey'in katılımlarıyla 4 Nisan'da gerçekleştirilen, Gençlerbirliği Taraftarlar Derneği, "Kadınlar İçin Futbol Dersleri" söyleşisinin ikincisinde konuşulan konuları gencler.org'dan Mustafa Serkan Güngördü derledi. İşte konuşulanlar;
Tanıl Bora: Hep azlığımızdan yakınıyoruz, şunu kabul etmek lazım ki hep az olmuşuz. Az olmamız bizim kişiliğimizin bir parçası, kişiliğimizin bir parçası da okuldan doğmuş olmamız. Ankara Lisesi. Yıllarca Ankara Lisesi'nde ve Ankara Üniversitesi'nde okuyan öğrencilerden beslenmişiz. Taraftar kitlesi de hep bu okullar etrafından olmuş. Tabi bunun iyi yanı "efendi" bir taraftar kitlesine sahip olmuş olmamız. Kötü yanı ise dediğim gibi az taraftar olmuş her zaman. Şunu iyi araştırmak lazım, tribünler nasıl dolar? Bizim ülkemizde bunun ilk koşulu başarı. Başarıyla gelen taraftarda da bir nankörlük oluyor. Biz bunu üç sene önce Ersun Yanal döneminde yaşadık, her şey iyi gidiyordu ardından 3-3 berabere biten Altay maçı ve ertesi hafta Adanaspor'a kaybettiğimiz maçın sonunda tribünlerin üçte biri hemen aleyhte ve küfürlü tezahüratta bulunmaya başladı. Bu nedenle taraftarımız az ama öz olsun. Yavaş yavaş, sindire sindire büyüyelim isterim. Bu bakımdan da son 10 yılın seyrine baktığımda iyimserim. Çoğalıyoruz ve kendimize göre çoğalıyoruz. Siz taraftar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Erkan Özbey: Öncelikle böylesine bir kulüpte oynadığım için çok mutluyum. Kulübün sistemi ve yapısı oturmuş. Taraftar olarak baktığımızda da elit ve inanılmaz derece de enerji veren bir taraftara sahibiz. Ayrıca bayanların olması tribünlere daha farklı bir renk katıyor. Daha önce oynadığım takımların taraftarı nedeniyle problemler yaşamıştım, o problemlerden sonra böyle bir kulübe geldiğimde kendimi cennette hissettim. Biz futbolcular her zaman taraftar desteğine ihtiyaç duyuyoruz, bazen deplasmana gidiyoruz, tribünde bir avuç seyircimiz oluyor o bile bizi çok sevindiriyor, daha iyi motive oluyoruz. Mesela Denizlispor maçından sonra Ankara'ya geldiğimizde bizi taraftarlarımız karşılamıştı. Çok mutlu olmuştuk. Sıradan bir deplasman galibiyetiydi ve taraftarımız bizi karşıladı. Herkesin söylediği bir şey var, spor dostluk kardeşliktir diye. Buna göre hareket eden tek taraftar Gençlerbirliği taraftarı. Kesinlikle rant peşinde değiller, bunu görebiliyorsunuz. Ben futbolcu olarak taraftarımızdan inanılmaz memnunum. Biz de futbolcular olarak taraftarımıza layık olmaya çalışacağız.
Mehmet Çakır: Öncelikle çok teşekkür ediyorum sizlere. Erkan Ağabey'in dediği gibi son derece iyi bir taraftarımız var. Ayrıca çok kibar, hakemin yanlış kararlarını bile kibarca eleştiriyorlar. Bayanların olması da ayrı bir renk katıyor. Bizim taraftarımızın ne oyunculardan ne de kulüpten bir çıkar beklentisi yok. Diğer kulüp taraftarlarının bir kısmının çıkar peşinde olduklarını hepimiz biliyoruz. Taraftarımız belki çok ateşli değiller ama bizi olumlu etkiliyorlar.
Tanıl Bora: Tezahürat konusuna gelince, ben daha önce eski kaptanımız Ümit'le (Bozkurt) bu konuda konuştum. Bozuk plak gibi, sürekli aynı şeylerin söylendiğinde, hatta tezahürat yapan taraftarların sahaya bakmadığı, birbirine bakarak tezahürat yaptığında futbolcunun hiç etkilenmediğini, bu standardın dışında kendinden oluşan coşkuyla yapılan tezahüratlarda futbolcuların daha olumlu etkilendiğini söylerdi Ümit. Mesela İngiliz tribünlerinde seyirci sürekli oyunun içerisinde oluyor ve kötü bir taç kazanıldığında bile bir uğultuyla takımı ateşliyorlar. Bunu başarabilirsek harika olur, oyunla iç içe bir seyircinin daha etkili olduğunu düşünüyorum. Peki sizi daha iyi motive eden, kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayan tezahüratlar neler oluyor?
Erkan Özbey: Ben daha sakin ve daha rahat ortamlarda daha iyi motive oluyorum. Fakat bazı maçlar oluyor, mutlak kazanmamız gereken o zaman hep bir ağızdan coşkuyla yapılan tezahüratlara daha fazla ihtiyacımız oluyor.
Mehmet Çakır: V. Manisaspor maçında yenik durumdayken devre arasında bizi tribüne çağırıp moral vermeniz daha iyi motive olmamızı sağlamıştı. Sonuçta o maçı kazanmıştık. Bunun dışında girdiğimiz pozisyonlar sonrasında ya da baskılı olduğumuz zamanlarda tribünlerde hep bir ağızdan, bir uğultuyla yapılan tezahüratların bizi daha iyi etkilediğini söyleyebilirim. Tabi benim şansım, bana özel bir tezahüratın olması. Maç içinde yanlış bir pas attığımda veya bir hata yaptığımda hemen o tezahürat ile destekliyorsunuz ve moralim hemen yerine geliyor. O konuda sizlere de ayrıca teşekkür ediyorum.
Tarafar: Ben öncelikle Mehmet Çakır'a gol attıktan sonra tribüne geldiği için teşekkür etmek istiyorum. Bizim taraftar olarak böyle fazla kale alınmamak gibi bir üzüntümüz var. Gerek kulüp yönetimi gerekse takım tarafından. Bu nedenle böyle bir futbolcu gol atıp bize koştuğu zaman çok seviniyoruz.
Erkan Özbey: Aslında ortada takım tarafından umursanmamak gibi bir durum yok. Arada bir kopukluk yok. Bazen yanlış anlaşılabiliyoruz. Bazı maçlardan sonra çok yorgun olabiliyoruz ve hemen soyunma odasına gitmek istiyoruz. Bazı maçlardan sonra da mağlup oluyoruz ve siz tribüne çağırıyorsunuz. O zaman da yüzümüz olmuyor ve gelmeyebiliyoruz.
Tarafar: Biz yenildiğimiz maçlardan sonra da sizin mücadelenizi beğeniyoruz ki, sizi çağırıyoruz. Fakat siz hemen gidiyorsunuz ve biz gelmenizi daha çok isteriz.
Erkan Özbey: Buna bundan sonra daha fazla dikkat edeceğiz. Benim bir de taraftardan başka bir beklentim var. Bazen basında takımımızla ilgili haddini aşan haksız eleştiriler olabiliyor. Bu durumlarda gerek mail yoluyla gerekse diğer iletişim yollarıyla bu tip eleştirilere karşı cevap verilebilir.
Mehmet Çakır: Biz aslında biraz sahipsiz kalıyoruz. Mesela medya organlarında bizim çok fazla ve kasıtlı faul yapan bir takım olduğumuz işlendi sürekli. Bu nedenle hakemlerde bize karşı biraz önyargılı oluyorlar. Mesela Samsunspor maçında Ayman sırf bu nedenle haksız yere oyundan atıldı. Bir de aleyhimize çok fazla hakem hatası oluyor. Geçen sene ki Fenerbahçe maçı, bu seneki Beşiktaş ve Galatasaray maçları hep haksız penaltılarla kaybettik. Bu bizleri çok etkiliyor.
Tarafar: Sorum Mehmet Çakır'a olacak. Son maçlarda Isaac ile anlaşamadığınız pozisyonların fazlalaştığı dikkatimi çekiyor. Uygun pozisyonda birbirinize pas vermediğiniz olabiliyor. Galatasaray maçında da böyle pozisyonlar oldu. Isaac ile aranızda bir anlaşmazlık var mı? Dışarıdan zaman zaman böyle gözüküyor.
Mehmet Çakır: Yok kesinlikle böyle bir şey yok. Zaman zaman saha içinde stresten vs. böyle pozisyonlar olabiliyor. Ancak aramızda bir problem yok.
Erkan Özbey: Bunun bana göre en büyük nedeni ileri ikilimizin ikisinin de çok genç olması. İki futbolcumuzda Ümit milli takım seviyesinde. Tabi tecrübesizlik nedeniyle böyle pozisyonlar yaşanabiliyor.
Tarafar: Duran toplarımızın hepsi Uğur Boral tarafından kullanılıyor. Son Galatasaray maçında Uğur 6-7 tane duran top kullandı ve başarısız oldu. Maç içinde bütün topların ısrarla Uğur tarafından kullanılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bizim aklımıza gelen Kayseri Erciyesspor maçında M.Çakır bir köşe vuruşu bir de frikik kullandı. İkisi de gol oldu. Maç içerisinde duran top kullanımında başarısız olan oyuncu yerine başka bir oyuncu şansını denemeli mi?
Erkan Özbey: Bizim duran toplarımızı Uğur kullanıyor. Bu maç öncesi verilen taktik gereği böyle. Uğur'un kullandığı duran toplardan da goller bulduk. Bazen başarısız olabiliyor ancak başarısızlığını görüp de hemen duran topu kullanacak oyuncuyu değiştirmek, futbolcunun özgüvenini kaybetmesine neden olabilir. Bu nedenle hocamız Uğur'un kullanması konusunda ısrarcı oluyor. Bir maçta duran toplardan gol bulmayabiliriz, yeter ki oyuncularımız kendine olan güvenlerini kaybetmesinler. Ben bu konuda hocamızı çok takdir ettim. Maçtan sonra da "kim ne derse desin bizim frikikçimiz sensin Uğur, hiç üzülme aynen devam et" dedi.
Tarafar: Kaptan ne zaman oyamaya başlayacaksın? Gelecek sezonda Gençlerbirliği için oynamaya devam edecek misin?
Erkan Özbey: Kolum iyi durumda. Riski azaltmak için 2-3 hafta daha forma giyemeyeceğim. Henüz Gençlerbirliği ile bir sözleşme imzalamadım. Bunu zaman gösterecek. Fakat ben burada olmaktan son derece memnunum.
Tarafar: Bu hafta sonu Uğur cezalı, oynayamayacak. Rakip Trabzonspor, bizimle beraber UEFA mücadelesi veriyorlar. Bu maç için ve UEFA hedefimiz için ne düşünüyorsunuz?
Erkan Özbey: Bence en avantajlı fikstür bizde. Bu maçı almamız durumunda çok önemli bir şans yakalayacağız. Mutlaka almamız gereken bir maç, umarım alırız. Lig üçüncüsü olmaya çalışıyoruz. Ligin başındaki durumdan sonra buralarda olmamız, ne büyük bir gelişim gösterdiğimizin göstergesi.
Mehmet Çakır: Ben her gün alkaralar sitesine girip yazılanları okuyorum. İlk zamanlarda çok olumsuz görüşler vardı, herkes çok ümitsizdi. Şimdi ise durum çok farklı. Herkes takımdan memnun gözüküyor. Bence de bu maç çok önemli ve biz kazanabilecek güçteyiz. Bu maçta gol atacağımı düşünüyorum.
Tarafar: Mehmet Çakır, stilin hakkında ne düşünüyorsun? Özellikle koşuş stilinle çok uzaklardan bile fark ediliyorsun.
Mehmet Çakır: Evet doğru. Bu benim düzelmiş halim aslında. Koşuş stilim gerçekten çok kötü. Daha önce Şekerspor'da oynarken bana söylüyorlardı ama kendimi izleme fırsatım olmamıştı. Elazığspor'la oynadığımız maçtan sonra kendimi izledim, "Ya ne kadar kötü koşuyormuşum" dedim. Ardından Asaş'a geldim, biraz koordinasyon çalıştım ve bu düzelmiş halim.
Tarafar: Erkan, uzun süredir oturmuş bir defans var. Senin defansa uyum sağlaman problem olur mu? Bu dönemde yedek de kalabilirsin, senin için zor olur mu?
Erkan Özbey: Ben oynarken yedek başlayan arkadaşlar bana saygı gösteriyorlardı. Ben de onlara saygı göstermeliyim. Bizim işimizin zor taraflarından biri de yedek kulübesinde oturmak. Gerekirse orada oturup forma giyeceğim zamana kadar bekleyeceğim.
Tarafar: Asaş'ı takip edebiliyor musunuz? Kimler gelir bu sene Asaş'tan?
Mehmet Çakır: Asaş'ın son maçını izleyemedim ama bu sene bir maçına gitmiştim. Çok iyi futbolcular var ve Asaş bizim için çok büyük bir şans. Gelebilecek birçok futbolcu var. Giray, Bülent, Gökhan Gönül, Eren ilk aklıma gelenler.
Tarafar: Peki giden futbolcularla görüşüyor musunuz? Mesela Youla, bizden gittikten sonra talihsiz bir Beşiktaş macerası yaşadı ve ardından Fransa'ya gitti, Onunla görüşebiliyor musunuz?
Erkan Özbey: Beşiktaş'ta iken görüşüyorduk. Oradan ayrıldıktan sonra görüşemedik. El Saka ve Ümit'le görüşüyoruz.
Tarafar: Takımdaki arkadaşlık nasıl? Uyumunuz dışarıdan iyi gözüküyor..
Erkan Özbey: Öncelikle bu kulüpte oyuncular arasında uyumsuzluk olması mümkün değil. Takımın hiçbir sorunu yok. Bütün sistem kurulmuş. Üzerimize düşen tek şey çok çalışmak. Kulüple ilgili hiçbir sorunumuz yok. Çalışmak dışında hiçbir işle ilgilenmemize gerek kalmıyor. Bu nedenle hepimiz huzurluyuz bu da ikili ilişkilerimize yansıyor.
Tarafar: Daha önce yenik duruma düştüğümüz maçlarda rakibi yakalayamamak gibi bir problemimiz vardı. Fakat son zamanlarda bu zaafımızı aştık, artık gol yesek bile rakibimizi tekrar yakalayabiliyoruz. Sen kaptan olarak yenik durumdaki takımı nasıl motive ediyorsun?
Erkan Özbey: Benim özel bir motivasyon girişimim olmuyor. Ben genelde maçları çok sakin düşünen, ne yapmam gerektiğine mümkün olduğunca sakin karar vermeye çalışan bir futbolcuyum. Fakat İsmail daha heyecanlı daha agresif. Soyunma odasında "maçı kazanacağız, bu maçı alacağız" diye herkesi motive etmeye çalışır. Tabi genç oyuncular için bu tip motive edici davranışlar iyi olabiliyor. Hocamızın artılarından bir tanesi de bu. Futbolcu psikolojisinden çok iyi anlıyor.
Tarafar: UEFA serüveninden bu yana çok fazla Hoca değiştirdik. Erdoğan Arıca, Oğuz Çetin, Ziya Doğan ve son olarak Mesut Bakkal geldi. Özellikle Ziya Doğan ve Mesut Bakkal dönemlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Erkan Özbey: Bu teknik kadro çok başarılı. Ancak şunu da belirtmem gerekir ki, bu kadronun başarısında Ziya Doğan'ın da önemli bir payı var. Takımı defansif anlamda çok geliştirdi. Defansın oturmasında çok büyük payı var. Sezon başında da çok iyi çalıştık. Mesut Hoca geldiğinde takımın fizik durumu çok iyiydi ve defansı oturmuştu. Ayrıca Ziya Doğan, alt yapıdan M. Çakır, Erhan ve Kerem'i çıkardı. Çok büyük cesaret isteyen bir işti bu. Bence çok iyi iş yaptı.
Mesut Hoca ise çok başarılı. Ziya Hoca'nın yaptıklarının üstüne koyarak devam ediyor. Bana göre diğer hocalara göre en büyük artısı futbolcularla her şeyi paylaşması, futbolcuların görüşlerine başvurması.
Mehmet Çakır: Mesut Hoca'yı ben çok seviyorum. Hayatım boyunca da onunla çalışmak isterim. Özgüvenimi kazanmak konusunda bana çok yardımcı oldu. Ziya Hoca'da Asaş'tan gelmemi sağladı. Bu nedenle O'na da çok şey borçluyum.
Tarafar: Kaptan, Ersun Yanal ile Mesut Bakkal'ı karşılaştırırsak?
Erkan Özbey: Ersun Yanal'ın başarısında bana göre en büyük pay sahibi Mesut Bakkal'dır. Beraber çalıştıkları dönemde de Mesut Hoca, futbolcularla Ersun Hoca arasında köprü oldu. Futbolcu psikolojisinden çok iyi anlıyor ve benim şahsi fikrime göre Mesut Hoca, Ersun Yanal'dan daha iyi futbol bilgisine sahip.
Tarafar: Gençlerbirliği forması altında unutamadığınız an var mı?
Erkan Özbey: Sporting Lisbon'la Ankara'da oynanan UEFA kupası maçında bir talihsizlik yaşamıştım. Topu taca atmam gerekirken oyunda tutmak için ileri doğru vurmaya çalıştım. Top rakip oyuncuya çarpıp önüne düştü. Ben geride kalmama rağmen tekrar rakibe yetiştim ve tam önüne geçtiğim anda orta yaptı, top benim koluma çarptı ve kaleciyi şaşırtıp kaleye girdi. O benim adıma unutulmaz bir maçtı. Çok üzülmüştüm. Fakat esas unutamadığım takım arkadaşlarımın ve Ersun Hoca'nın maç sonrası desteğiydi. Bu sayede çok çabuk demorilize vaziyetten kurtulmuştum.
Mehmet Çakır: Benim unutamadığım an ilk oynadığımız Fenerbahçe maçının son dakikasında kaçırdığım gol. Fakat öyle televizyondan göründüğü gibi değildi pozisyon. Top yakın mesafeden Isaac'e çarptı ve yön değiştirerek beni yanılttı. Ben kontrpiyede kaldım ve topa uzanmayacağımı anlayınca ayağımı salladım. Denk gelmedi.
Kaynak : www.gencler.org
Önceki Haber
Sonraki Haber
| 26 Ocak | |
| 2018: Konyaspor 2-1 | |
| 2015: BeÅŸiktaÅŸ 0-2 | |
| 2013: Akhisar Belediyespor 1-0 | |
| 1986: Denizlispor (D) 0-2 | |
| 1985: Sarıyer (D) 1-1 | |
| * Skorlarda Gençlerbirliği evsahibi olarak gösterilmiştir. | |
| Arama Yap | |