Önceki Haber
Sonraki Haber
Sayın Çoşkun Yurteri'nin www.alkaralar.com sitesindeki köşesinde 5 Mayıs 2006 tarihinde yayınlanan yazısı;
Sosyolojide en küçük birim olarak kabul edilen aile, iktisadi tanımlara da girmiştir. Örneğin, belirli bir yönetim tarzını anlatmak için "aile şirketi" kavramı yaygın olarak kullanılmaktadır.
Ekonominin temel direklerinden olan aile işletmeleri, kuramsal tanım olarak yarıdan fazla hissesi tek bir aileye ait olan kuruluşlar olup; ülkemizdeki önemli işletmelerin neredeyse tamamı birer aile şirketidir. Ancak, benim sözünü ettiğim aile ya da patron şirketi kavramı, kurumsal olmayan bir yönetim tarzını betimlemek için kullanılıyor.
Bu tip kuruluşlar, çabuk karar alma ve kararları hemen uygulamaya koyma konusunda önemli üstünlüklere sahiptir. Kuruluş yıllarında, aile reisi (ki çoğunlukla babadır) tartışmasız liderdir. Baba ya da patron hem tek karar merciidir, hem de alınan kararların uygulayıcısıdır. Üstelik denetçi işlevi de görür.
Üçüncü kişilerin süzgecinden geçmeden tek başına alınan kararların ne ölçüde isabetli olduğu ayrı bir konu olmakla beraber, kararlar ve uygulamalar doğru olduğu müddetçe, gelişme devam eder. İşletmeyi sıfırdan belirli noktalara getirmeyi başaran baba, giderek özgüven kazanır. Lakin, bu süreçte babanın kendisinden başkalarına olan güveni de aynı hızla eksilir.
İstatistikler ülkemizdeki şirketlerin yüzde yetmişbeşinin şirketin birinci sahibiyle birlikte tarihe karıştığını gösteriyor. Diğer bir ifade ile, yüz işletmeden sadece yirmi beşi ikinci nesle intikal ediyor. KOBİ olarak bilinen küçük ve orta boy işletmeler arasında varlıklarını üçüncü nesilde sürdürebilenler ise neredeyse hiç yok. Çarpıcı bir örnek olarak, ülkemizde geçmişi elli seneyi aşan büyük bir mühendislik şirketi yok. Bu gerçekler, kurumlarımızın sağladıkları başarı ve gelişimin sürdürülemediğini gösteriyor.
Bu olumsuzluÄŸun baÅŸlıca nedenleri olarak, yaÅŸlanan yöneticilerin tutuculuÄŸu yüzünden atılım yapılamaması ve yeni koÅŸullara ayak uydurulamaması gösterilmektedir. Åžirket kurucularının yani babaların karşı karşıya kaldıkları en belirgin suçlamalar ise "dediÄŸim dedik tarzı yönetim" ve "yetki devri konusunda cimri davranmak". Buna mukabil, babalar da gençlerden kendileri gibi fedakârane çalışmadıkları, tasarruf etmedikleri ve ham hayaller peÅŸinde koÅŸtukları için ÅŸikâyet etmekteler…
Yaşlanan yöneticilerden kaynaklanan dertlerden kurtulmanın çaresi olarak, çağdaş işletmeler zahmetli bir kurumsallaşma çabası içerisindeler. Bu uğurda büyük emek ve para harcanıyor.
Zira, kurumsallaşmayı başaramayan kuruluşlar hem hatalara karşı çok savunmasız, hem de devamlılıkları yok. Geçtiğimiz günlerde İstanbul Sanayi Odası'nın düzenlediği bir toplantıda, konuşmacıların şirketlere verdikleri ortak mesaj son derece yalındı: "Ya kurumsallaşacak ya da yok olacaksınız."
Yönetim danışmanları, küçük bir imalathane ya da ofiste işe başlayan aile şirketlerinin yaptığı en belirgin hataların "büyüdükten sonra yönetim tarzlarında gereken değişimleri yapamamak" ve "sürekli iyileşmeyi hedefleyen bir örgüt kültürü oluşturamamak" olduğunu söylüyorlar. Aile şirketi tipindeki işletmeleri yönetenlerin sık sık yaptığı diğer bazı belirgin hatalar konusunda ise belki yüzlerce kitap var. Kayıtlara geçen tipik bazı hataları şöyle sıralayabiliriz:
• BaÅŸarı kazanmaya baÅŸlayınca yanılmazlık sendromuna ve iktidar hırsına kapılmak.
• Kuralsız, düzensiz, plansız, yani keyfi yönetim.
• Etkin ve adil görev dağılımı yapamamak.
• Yeni neslin iÅŸin içine girmesi için gerekli önlemleri almamak.
• Åžirkete katkı saÄŸlamayan aile üyelerini gerektiÄŸinde iÅŸten ayıramamak.
• Åžirketi kurumsallaÅŸtırayım derken aşırı organizasyon ve kurallara boÄŸmak.
• Yönetimi profesyonelleÅŸtireyim derken ÅŸirketi yanlış kiÅŸilere devretmek.
Son günlerde yaşadığımız olaylar, Gençlerbirliği camiası olarak bu tür çok bilinen hatalardan almamız gereken dersler olduğunu ortaya koydu. Bu tür olumsuzlukların önüne geçebilmek için gerekli unsurların başında kurumsallaşma geliyor. Son yıllarda yaptığımız hamlelerin kalıcı hale gelmesi ve daha ileri noktalara taşınabilmesi için bu şart. Ancak, bu konuda bize benzeyen tüm kuruluşların yaşadığı bazı sıkıntıları yaşıyoruz.
Kurumsallaşma süreci, sürekli bir değişimi gerektirir. İlk yapılması gereken, değişimlere ve yeniliklere açık bir örgüt yapısı oluşturmaktır. Bunun için, sürekli değişim/gelişim rüzgarının en önce tepelerden esmeye başlaması lazımdır.
Fakat, bir çok başarılara imza atmış tepe yöneticilerin büyük çoğunluğu, ne yazık ki bu tür değişimlerden çekinmektedirler. Kurumsallaşmadan uzak duran bazı üst düzey yöneticilerin kaygılarını şöyle ifade ettikleri söylenmektedir: "Kararların verilmesi herkese düşecekse, ben hangi kararları vereceğim?" Bir başka ortak davranış türü ise "tamam kurumu değiştirin ama bana dokunmayın" şeklinde özetlenebilir.
Halbuki, başarılı olmuş bir yöneticinin "kontrolü kaybetmek" gibi boş bir kaygı duymasına hiç gerek yoktur. Gerçek bir lider olabilmek için doğru adımları herkesten önce ve de inanarak atmak cesaretine sahip olmak lazımdır. Bu cesaret herşeyden çok liderin kendi emek ve çabalarının heba olmaması için gereklidir. Sürekliliğin olmadığı bir yerde geçmiş başarılar da kolaylıkla unutulup gidecektir.
Jacob Riss'in sürekliliği vurgulayan bir benzetmesi var. 1800'lerin sonlarında New York'un fakir göçmen mahallelerinde çektiği fotoğraflarla ünlenen Riss'in bu benzetmesi şöyle: "Çaresiz kaldığım zamanlarda gider, bir taş ustası bulur, onu seyrederim. Adam belki yüz kere vurur taşa. Ama değil kırmak, küçük bir çatlak bile oluşturamaz. Sonra birden, yüz birinci vuruşta taş ikiye ayrılıverir. İşte o zaman anlarım ki; taşı ikiye bölen o son vuruş değil, ondan öncekilerdir."
Kuşaktan kuşağa devamlılık içerisinde büyüyebilmek için kurumsallaşmaktan başka bir yol görünmüyor. O bakımdan, bu ihtiyacı çeşitli bahanelerle geciktirmemeliyiz.
Çoşkun Yurteri
Kaynak : www.alkaralar.com
Önceki Haber
Sonraki Haber
| 26 Ocak | |
| 2018: Konyaspor 2-1 | |
| 2015: BeÅŸiktaÅŸ 0-2 | |
| 2013: Akhisar Belediyespor 1-0 | |
| 1986: Denizlispor (D) 0-2 | |
| 1985: Sarıyer (D) 1-1 | |
| * Skorlarda Gençlerbirliği evsahibi olarak gösterilmiştir. | |
| Arama Yap | |