Önceki Haber
Sonraki Haber
HAFTALIK yazı günüm için bekleyecektim ama dayanamadım. Şu Troisi işi, artık hem sabır sınırlarımı hem de tartışmalarıyla sinirlerimi zorlamaya başladı.
Aslında işin, iki yönü var.
İlki, hiç tartışmasız Kayserispor tarafı. İki hafta öncesine kadar, Mehmet Topuz olayından yola çıkarak etik, dürüstlük, ilkeler üzerine konferans verme aşamasına gelen Kayserispor'un değerli yöneticilerinden, kendi yaptıklarına ilişkin hiç ses seda yok. Birileri, uçurmuş "Troisi kuşunun uçabileceğini, onlar da kapıp kaçmış..."
Diyorlar ki, "Bizimle ilgisi yok. Oyuncu kendi sözleşmesini, cebinden para ödeyip feshetmiş ve bize gelmiş..."
Tabi, James Troisi cebinde genellikle 1 milyon dolarla gezer ya! Canı istediğinde de banknotları sayıp, sözleşmesini feshettirir!
Doğru hepimiz saftık, bunu hemen yedik.
Bir yabancı oyuncu, Türkiye'deki yönetmelikleri ve kendi protokolündeki hukuki boşluğu nereden bilecek?
Baksanıza TBMM'de bu işi bilenler bile, "Tek kelimelik değişikliğin" nelere malolduğunu yeni anladı. Kıyamet yeni kopuyor, Askerin Yargılanmasına ilişkin yasa değişikliği nedeniyle.
Değişen sadece bir kelime. Ama tek bir kelime yeter, bir virgül, ve/veya gibi bir ayrıntı yeter, işini iyi bilen bir hukukçuya.
O kelime ya rezil ya da vezir eder.. Troisi olayındaki gibi.
Sonuç olarak Kayserispor, çok yakın zamanda kendisine yapıldığında kıyamet kopardığı bir ahlak dışı davranışı, çirkin bir yolu seçmiş James Troisi'yi suç sayılan "Ayartma yöntemiyle" takımına transfer etmiştir.
Çok çirkin davranmış, hem kendisine, hem rakiplerine hem de futbolun ruhuna ayıp etmiştir...
KENDİSİNİ DAHİ ZANNEDEN CAHİLLER
İşin Gençlerbirliği tarafına gelince...
O taraf, gerçekten bir facia. Düşünün bir iş yapıyorsunuz, o işin sonuçlarının ne olacağını biliyormuş gibi yapıyorsunuz ama bilmiyorsunuz.
En kötüsü, kendisini dahi zanneden cahillerdir.
Hem bilmezler hem de biliyormuş gibi yaparlar ve ortalığı berbat ederler.
Etik tartışmalarıyla ortaya çıkan yöneticilerin deyimiyle 3 milyon Euro, sadece paradan yola koyulan Başkan Cavcav'a göre ise 5 milyon Euro zarar etmiştir Gençlerbirliği...
Troisi ile yapılan ön protokolun alt tarafına "Bu protokol hükümleri, resmi sözleşme ile sona erer" cümlesini koymayı unuttukları için hem oyuncusu hem de çuvalla para gitmiştir Beştepe'den... Bu cümleyi gerekli görmemek, ağır bir bedel getirmiştir Türkiye'de yıllarca devleti, futbolu yönetenleri; çok değerli hukukçuları yetiştiren köklü kulübe.
Her ne kadar, Futbol Federasyonu'nun onayladığı sözleşmeye "Bir işe yaramayan kağıt parçası" diyen İlhan Cavcav, kendi hukuk bilgisini yeterli görse de, yetesizliği gün gibi ortada...
UÇAN KUŞUN KAFES TAZMİNATI
Oysa iyi bir hukukçusu olsa, bu sözleşmeleri yasa yönetmelik, tüzükleri bilen bir hukukçu yapsa, hiç böyle sorunlar yaşanmaz Beştepe'de. Yaşansa da kolay telafi edilebilir türden olur.
Bakın küçük bir hesap yapalım, yaşananlardan yola çıkarak..
Cavcav, 5 milyon Euro diyor, "Uçan Kuşun Kafes Tazminatı" için.
Günün kuru üzerinden, 10 milyar, 800 milyon Türk Liralık zarar var.
İyi bir avukatı olsa ne aylık ücret öder? En çok 8, bilemedin 10 bin TL.
Bölelim şu yaşanan zarara.. Ortaya çıkan rakam, 1080'de 1'i Troisi kaçağının.
Bunu da 12 aya bölerseniz, size 90 yıl boyunca kesintisiz hukuk hizmeti çıkar.
Hem çok bilenlerin şerrinden korur sizi, hem de en az 90 tane Troisi zararından kurtarır...
Üstelik geçmişte yaşanan Marco Aurello, İsaac Promise ve Deniz Barış skandalları da teğet bile geçmez Beştepe'ye...
Aslında boş yere hem çene hem de el yorduğumun farkındayım.
Tıpkı, "Burada yanlış işler oluyor. Şu defterlere bir bakayım" deyip, dediğine bin pişman olan Şükrü Kızılot Hoca'nın yaptığı gibi. O bıktı, istifa edip, ceketini alıp gitti.
Biz, istifa edecek bir makamda olmadığımızdan, belli ki yorulmaya devam edeceğiz.
İstifa etmesi, çekip gitmesi gerekenleri gözlemleyerek...
Kaynak : Hürriyet Ankara Gazetesi
Önceki Haber
Sonraki Haber
| 27 Ocak |